Estetik felsefe Alexander Baumgarten tarafından kurulmuştur. Estetik Felsefe duyulara dayalı bilgilerin mantığı olarak tarif edilmiştir. Estetik kelimesi Yunanca aisthesis veya aisthanesthai kelimelerinden gelmiştir. Estetik, duyum, duyular, algı gibi anlamlar taşır.
Estetik felsefe ise duyu ve duygulara bağlı bilgilerin doğruluğunu inceler. Estetik felsefe içinde üç temel bilim bulunur. Bunlar, doğruluk temeli üzerine kurulmuş Mantık, iyilik temeli üzerine kurulmuş Ahlak ve güzellik temeli üzerine kurulmuş Estetik dir. Bu nedenele estetik, duyusal alanın bütün genişliğini değil, özellikle güzel olan kısmını inceler.
Estetik felsefe araştırma alanını güzellik ve sanatla sınırlayan geleneksel anlayışa karşı, sezgi ve sezginin ifade edilmesini teklif edenler pek fazla kabul görmemiştirler. Estetik bilimi yinede bir sanat felsefesi olarak kabul edilmektedir. Estetiğin kaynağı konusunda ise değişik görüşler bulunmaktadır. Esas estetik olanın estetik obje değil, onu yapan ve ona bakan kişide oluşturduğu psikolojik duygular olduğunu savunan psikolojik estetikçiler de (Lipps) vardır.
Buna karşın subjektif yaklaşımdan uzak, esas estetik olanın obje yani sanat eseri olduğunu savunan fenomenolojik estetikçiler de (Genstein) vardır. Sanat eseri kişilerde estetik bir zevk ve heyecan uyandırır, bazıları beğenilir, takdir edilir. Güzelliğin yanı sıra bir sanat eserinde yüce olma, haz ve hoşa gitme duygusu uyandırma, doğru ve iyi olma, faydalı olma, bir amaca hizmet etme gibi özellikler de aranabilmektedir.
Estetik olaylar da, tıpkı bilgi olgusunda olduğu gibi, bize konu ile nesne arasındaki ilgiyi gösterir. Estetik olgu ile aynı şekilde estetik olarak algılayan konu ile bu konunun estetik algı ile kendisine yöneldiği varlık, doğa ya da sanat eseri dediğimiz obje arasındaki ilgidir. Sanatçı adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar. Bugün estetiğin en temel kavramı, güzelliktir. Güzellik, her çağda değişim göstermiş olup, insandan insana, hattâ insanın yaşına, mesleğine, içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik duruma göre değişen bir değerdir.
Schopenhauer’e göre güzellik, mutlak iradenin kendisini dışlaştırmasıdır. Çağdaş estetik felsefe görüşüne göre ise, örneğin N. Hartman’a göre tinin maddede kendini göstermesidir. Estetik biliminin kurucusu Baumgarten’e göre güzellik duyumsal bilginin mükemmelliğidir. Benedetto Croce’a göre ise güzellik, mutluluk veren bir biçimleniştir. Görüldüğü gibi filozoflar güzellik ve estetik hakkında çok farklı yorumlar yapmışlardır. Ancak, hepsinin ortak noktası, güzellğin ya da estetik görünüşün insanı olumlu etkileyen bir değer olarak görülmesidir.
Doğada karşılaştığımız güzellik veya estetik ile sanat eserlerindeki güzellikler birbirleriyle örtüşen güzellikler midir. Acaba doğada güzel ya da estetik olarak nitelediğimiz bir varlık, bir sanat eseri haline gelince, doğada güzel olduğu için yine güzelliğini sürdürür mü. Yine doğada çirkin diye nitelediğimiz bir varlık, sanat eseri haline gelince, bu yine çirkin olmakta devam eder mi.
Croce’ye (Kroçe) göre, sanat eserleri ile ilgii verilen yargılar, ortak yargılar niteliğinde değildir. Çünkü, sanat eserleri sanatçının ruhunda oluşan bir ifadenin maddi görünüşleridir. Sanat adına ortaya konan her ifade tarzı bireysel bir nitelik taşır. Bu nedenle herkesin bu ifade biçimi karşısındaki değerlendirmesi farklı olabilir. Öyleyse ortak estetik yargı olamaz. Sonuç olarak estetik felsefe gelecekte de gelişmesini sürdürecek, değişimler gösterecektir.
Post Top Ad
Your Ad Spot
Post Top Ad
Your Ad Spot
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder